MUHTEŞEM ŞİFA KAYNAĞI CEVİZ PERDESİ
GÜÇLÜ VE KESKİN GÖZLER İÇİN ÖNERİLER
BASEN, KALÇA YAĞLARINDAN KURTULUN
KANSER HÜCRELERİNİN YOK EDİLMESİ
EGE ÜNİVERSİTESİNDEN ÖNEMLİ ÇALIŞMA
ANKET
ŞAMPİYON HANGİ TAKIM OLACAK
YAZARLAR
PİYASALAR
DOLAR
7,6108
EURO
8,8768
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Adnan Polat neyi yalanladı?

Başlıktaki soruyu perşembe günkü basın toplantısının hemen ardından Hacı Hasdemir kardeşim sordu ve ekledi:
10.07.2010 16:26

Durumu tartışmalı üç yönetici vardı: Haldun Üstünel, Cemal Özgörkey ve Yiğit Şardan. İkisi toplantıya katılmadı. Üçüncünün de neredeyse zorla getirildiği söyleniyor. O zaman başkan Polat'ın, yönetimde sorunlar yaşandığı konusundaki yalanlaması tam tersine bir doğrulamaya dönüşmüyor mu?"

 

Evet, aynen öyle. Adnan Polat'ın birlik-beraberlik görünümü vermek için ikisi dışındaki tüm yöneticilerini sahneye dizdiği toplantı pek de istediği sonucu verir gibi görünmedi. Hatta yaşanan sıkıntının gözle görülür elle tutulur biçimde ortaya çıktığını söylemek daha doğru olurdu.

Olayın medya ile ilgili boyutundaki sıkıntıları, başka türlü yalan-yanlış suçlamaları, transfer baskısını filan anlamak mümkün. Gerçekten de bu gibi konularda medya olarak kimi zaman biraz kırıp dökmekten pek kaçınmıyoruz. Nasıl olsa sonra onarırız, diye biraz özensiz hareket edebiliyoruz.

Ayrıca Galatasaray yönetiminin yapmaya çalıştığı olağanüstü önemdeki (Sayın Polat, 'Belki de 5 şampiyonluğa bedel' diyor, haklıdır) işleri görmezden gelebiliyoruz. Çünkü aynı zamanda bizim okurumuz ya da izleyicimiz olan taraftarların böyle şeylere kulak asmadığını düşünüyoruz. Her gün 'stat bitmek üzere' haberi veremezsiniz ya!

Tabii bir de stat yapımı, Sportif A.Ş. ile Futbol A.Ş.'nin birleştirilmesi gibi gerçekten tarihi önemdeki işlerin ve dolayısıyla bunlar için gösterilen büyük çabanın taraftarı çok da ilgilendirmediğini de biliyoruz. Elbette ki Sayın Polat da bu gerçeklerin uzağındaki bir yönetici değil.

Aslında böylesine tarihi önem ve değerdeki işler yapılırken yönetimde bazı kırgınlık-küskünlük durumlarının ortaya çıkmasının da yadırganacak bir tarafı yok. Böylesine zorlu dönemeçlerde fire verilmesi olağan bir durumdur. Sonuçta önemli olan kurumun başarısıdır. Kişiler gelir gider...

Sayın Polat bunca yılın deneyimli yöneticisi olarak barıştırıcı ve kucaklayıcı biçimde konuştu. Haldun Üstünel ve Cemal Özgörkey'i kazanmak, Yiğit Şardan'ı sahiplenmek adına ciddi bir hamle yaptı. Gelgelelim, zaten söylenmiş ya da bilinen sözlerin ötesinde birşey de demedi.

Galatasaray gibi dev bir kurumu yönetmenin daha bunun gibi nice zorluklarının bulunduğu açıkça ortada. Bu kapsamda medyanın bir bölümüyle sıkıntılı ilişkiler içinde olunması da kaçınılmaz. Sayın Polat bir yandan bunu düzeltmek için gazete gazete dolaşırken öte yandan da böyle bir toplantıyla yönetimde herhangi bir sorun bulunmadığı mesajını vermeye çalıştı ama pek de inandırıcı olmadı.

Adnan Polat benim gönlümde özel yeri olan kişilerden biri. Hatta bunu daha önce 'hiçbir durumda sevmekten vazgeçmeyeceğim adamlar arasında' diye formüle etmiştim. Ancak gazetecilik görevimiz gerçekleri görmeyi bu duygularımızdan daha önemli kılıyor. Evet, yönetimde sorun var ve bunlar da epeyce baş ağrıtacak gibi görünüyor.

İşin medya ile ilişkiler boyutunu büyütmemek lazım. İki transfer yaptıktan sonra orada da suların nasıl durulduğunu ve önümüzdeki sezonun dev G.Saray'ı ile ilgili tatavaların başladığını görürsünüz. Bu memlekette işler böyle yürüyor. Polat da bunu bizden çok daha iyi biliyor. Öyleyse, yönetimde yaşanan sorunlar sandığımızdan daha da ciddi.

Allah kolaylık versin.
Mesut, Türklüğünü nasıl kanıtladı?

Doğrusu bu yazı bizim gazete okurunun pek hoşuna gidecek türden değil ama yazılmaya değer yanı ağır basıyor. Efendim, sadece bu kupa nedeniyle değil epey zamandır Mesut Özil'in Türklüğü konusunda tartışmalar çeşitli ortamlarda sürüyor.

Oysa kupadaki ilk karşılaşma olan Avustralya maçını Frankfurt'ta bir lokalde izleyen bir grup arkadaşın dikkati, Mesut'un Türklüğünün kesin kanıtı olarak bize iletildi.

Efendim, Mesut o maçta bir gol fırsatını kaçırdıktan sonra yurdum insanın neredeyse merhaba, hoşgeldin, nasılsın dercesine sıklıkla kullandığı küfürlerden birini savurmuş...

Orada izleyen arkadaşlar da bir yandan kahkahaları koyverirken öte yandan Mesut'un has bir Türk olduğunu gösteren bu kanıtı hemen kayda geçirmişler.

Eh, bize de 'Hangi dilde küfür ediyorsanız, kendinizi ona ait hissediyorsunuz demektir' gibisinden bir vecizeyi daha önce söylemiş olandan aşırıp burada aktarmak kalıyor...

Kitap okuyun arkadaşlar!

Bu başlıkla daha önce de yazmıştım. Bin kez de yazsam fazla birşey değişmez ama ne yapalım ki bizim de vazgeçebilmemiz mümkün değil.

Efendim, futbol yorumcusu bir arkadaşımız Galatasaray'ın özellikle yabancı transferinde biraz yavaş davranması nedeniyle endişelenmiş. Yeni stadı nasıl dolduracaksınız, diye soruyordu.

Yakın zamanda piyasaya çıkmış olan Simon Kuper'le Stefan Szymanski'nin birlikte yazdıkları 'Futbolun Şifreleri' adlı harika kitapta bununla ilgili bir bölümde, yeni stat yaptıran bütün kulüplerde seyirci artışı olduğu belirtildikten sonra şöyle deniyor:

"Güzel bir stat yapmakla daha çok taraftar çekmek arasında öyle yakın bir ilişki vardır ki, eski taraftarların 'Takım dökülürken neredeydin?' şarkısı 'Stat dökülürken neredeydin?' biçiminde uyarlanabilir."(s.118)

'Harika bir stada kavuşacak ama...' diyerek G.Saray için endişelenmek yerine biraz kitap okumayı deneseniz ne iyi olacak arkadaşlar...


Ömer Üründül'ü eleştirmek
Mesut Özil de gittikten sonra artık tümüyle Dünya Kupası'na Fransız kalmış durumdayız. Elbette ki futbolseverler 3.lük maçını da finali de büyük bir keyifle izleyecek ama futboldan çok onunla ilgili gevezelikleri sevenler için malzeme azaldı.

Bu kapsamda kupanın bizdeki en gözde konularından biri TRT'nin yorumcusu Ömer Üründül'le ilgili eleştiriler oldu. Bir internet sitesinin, Üründül'ün kullandığı sözcükler ve kavramlarla ilgili istatistikleri de vermesinin ardından bütün memleket Üründül eleştirisine girişti.

Elbette ki bu kadar çok göz önünde olan hatta hayatımıza girmiş sayabileceğimiz biri eleştirilir. Üründül'ün yorumcu olarak eksikleri ve yanlışları da mutlaka vardır. Herkes bununla ilgili düşüncelerini söyleyebilir.

Gelgelelim iş çok çabuk rayından sapabiliyor. Vatandaşın biri, Üründül'ün TRT yöneticilerine yemek filan ısmarladığı için sürekli yoruma çıkabildiğini söyleyebilecek kadar terbiyesizleşebiliyor.

Bu memlekette eleştirinin sefaletini de bu tür iğrençlikler oluşturuyor. Futbol yorumculuğu konusunda neyi ne kadar bildiği kuşkulu bir yığın adamın saçmalıkları yetmezmiş gibi bir de bu tür aşağılık sözler edilebiliyor.

Üründül'ü adam gibi eleştirmeyi bilenler yok değil. Bulun, Haşmet Babaoğlu dostumuzun iki satırlık değinisiyle nasıl 12'den vurduğunu okuyun. O ve onun gibi eleştiri yapanlara nasıl şapkamızı çıkarıyorsak, öteki türden terbiyesizlik yapanlara da aynı şekilde tepki göstermeyi biliriz.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
0