MUHTEŞEM ŞİFA KAYNAĞI CEVİZ PERDESİ
GÜÇLÜ VE KESKİN GÖZLER İÇİN ÖNERİLER
BASEN, KALÇA YAĞLARINDAN KURTULUN
KANSER HÜCRELERİNİN YOK EDİLMESİ
EGE ÜNİVERSİTESİNDEN ÖNEMLİ ÇALIŞMA
ANKET
ŞAMPİYON HANGİ TAKIM OLACAK
YAZARLAR
PİYASALAR
DOLAR
7,6460
EURO
8,8844
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bu Kartal yeter mi?

Beşiktaşlılar ellerinde kağıt kalem takımlarının ideal on birini yapıyorlar. Kadronun yeterli olup olmadığını tartışıyorlar. Gönderilecek yabancıları belirliyorlar. Bu arada ben de bu tür sorularla sık sık karşı karşıya kalıyorum. Haydi biraz kafa yoralım
15.07.2010 09:51

Geçen sezon gol yönünden çekilen sıkıntıyı hepimiz biliyoruz. Bunun nedeni kanatların iyi işlememesi, orta alandan gol bölgelerine yeterli katkının sağlanamaması ve Bobo dışında (Nobre'yi ve Batuhan'ı Denizli oynatmadı) bir golcünün olmamasıydı.

Bu sezon kanat oyuncuları olarak Hilbert ve Quaresma transfer edildi. Hilbert'ten henüz olumlu sinyal alınmıyor. Nedir, ne değildir bilmiyoruz. Quaresma büyük yetenek ve inanıyorum ki bu sezon Dünya futboluna kendisini bir kez daha kanıtlamak için üstün performans gösterecektir.

Peki Beşiktaş'ın başka bir icraatı var mı? Yok. Hilbert'ten yararlanılamazsa sağ kanat kırık kalır. İbrahim Toraman'ın hücum yönü, Ekrem'in de savunması zayıf. Santrfor alınmazsa gol sıkıntısı yine yaşanır. Orta alana ofansif ve defansif yönü de iyi biri transfer edilmezse ileri uç-defans arasında yine iletişim sağlanamaz. Guti'den söz ediliyor, bilemiyorum bu boşluğu doldurabilir mi?

Kadroda şu anda 12 yabancı oyuncu var. Bir veya iki yabancı daha transfer edileceği düşünülürse sayı 13-14'e yükselecek. Demek ki eldeki yabancılardan 3 veya 4'ü gönderilecek. Benim üç adayım geçen sezondan bu yana şunlar: Zapotocny, Tello, Fink. Dördüncü konusunda kararsızım.

Şimdi gelelim şu andaki oyuncularla 4-4-1-1'e göre ideal on bire.

6 yabancı sınırlaması kadro kurmayı oldukça zorluyor. Beşiktaş'ın handikabı fazla sayıda kaliteli Türk oyuncuya sahip olmaması. Sağbek ve aynı zamanda stoper mevkiinde banko oynayabilecek bir yerli oyuncusu daha olsa yabancı kullanma yönünde biraz rahatlar. İki yabancı (Santrfor artı orta alan) ve bir yerli (Sağbek, stoper) kaliteli oyuncu transferi ise Beşiktaş'ı önümüzdeki sezonun en favori bunun da ötesinde, en çok keyif veren takımlarından biri yapar.


Lugano'nun aşkı bambaşka!
Her sezon sonunda Lugano'nun transfer haberleri ortalığı kaplıyor. Ve ben hemen keçileri kaçırıyorum. 3.5 milyon euro veren Lugano'yu alacak ya, tüm kulüpler kuyrukta! Eğilmişler el etek öpüyorlar! "Nolur Lugano bize gel!" diye yalvaran yalvarana!

Lugano bu haberlere yanıt veriyor: "Fenerbahçe'yi canım kadar çok seviyorum. Evet, Avrupa'dan pek çok teklif alıyorum ama önce kulübüm."

Hay sevsinler seni! Şu renk ve takım aşkına bir bakın hele! Lugano vurulmuş Fenerbahçe'ye de haberimiz yok. Peki geçen sezon da aynı film sahneye konmadı mı? Tüm Avrupa'da Lugano'ya açılan tek kapı kalmayınca beyimiz son dakikada tekrar Fenerbahçe'ye dönmedi mi?

Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır. Bunu birileri Lugano'ya anlatmalı. Lugano şunu da bilmeli, ne kadar ekmek o kadar köfte.

Sevgili Lugano; sertsin, sağlamsın, savaşçısın ancak hepsi işte o kadar. Top tekniğin zayıf, pas yüzden düşük. Fenerbahçe'den aldığın parayı başka bir kulüpte rüyanda bile göremezsin. Avrupa'nın üst düzey takımları seni kesinlikle istemez.

Bak Lugano, bir dost olarak söyleyeyim: Seni Galatasaray ve Beşiktaş da istemez. Hani o misilleme falan deniyor ya, bakma sen o sözlere. Fazla özelliği olan biri değilsin. Kendini dev aynasında görme. Boş laflar ederek, blöfler çekerek komik duruma düşme. Kafanı öne ey, otur oturduğun yerde. Fenerbahçe gibi büyük ve mangırı bol bir kulüpte olduğun için de bin kere şükret.


Lorik belli ki kaptan
Cimbom'un yeni transferi Lorik Cana, Türkiye'deki ilk demecinde, "Ali Sami Yen ile kaderimiz birleşti" demiş ve daha sonra, atalara, dedelere geçmiş. Ali Sami Yen'in Arnavut, Yen'in babası Şemsettin Sami Bey'in Arnavut milliyetçiliğinin idollerinden, amca Naim Bey'in de Arnavut Milli Şiiri'nin kurucularından olduğunu söylemiş. Galatasaray'ı tercih etmesinde bunların da rol oynadığını belirtmiş.

İyi, güzel, çok hoşuma gitti. Lorik Cana, ülkemize gelmeden Galatasaray'ın tarihine bakmış. Nedir, ne değildir bir nebze de olsa öğrenmeye çalışmış. Köklerle bağlantı kurmuş.

Kendisini Arnavutluk'un bir elçisi olarak gördüğünü ve her zaman lider bir yapıya sahip olduğunu açıklaması da çok güzel. Elçiler, liderler hep örnek davranışlar sergilemek isterler. İşlerine dört elle sarılırlar.

Lorik Cana'nın, "Taraftarımızın bizimle gurur duymasını sağlamak için elimden geleni yapacağım" sözlerine de bayıldım. Demek ki sorumluluk bilinci en üst düzeyde. Bu Lorik Cana'nın futbolunu tanımam, bilmem. Ancak söylediklerinden belli ki, tam bir profesyonel. Zaten böyle olmasa Marsilya ve Sunderland adama kaptanlık bandını verir mi?

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
0