MİLLET OLMAZ İSE , DEVLETTE OLMAZ
UZUN SÜRELİ İLİŞKİ İÇİN DİKKAT EDİN
GUT , ANEMİ , KARACİĞERE BİRE BİR
SAYIŞTAY ZARAR RAPORU 753 MİLYON
AMERİKALI KADINLARIN TATLITUĞ TURU
ANKET
ŞAMPİYON HANGİ TAKIM OLACAK
YAZARLAR
PİYASALAR
DOLAR
6,0742
EURO
6,8075
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'' DÜNYA SOKAK HAYVANLARI GÜNÜ ''

Her yıl 4 Nisan, tüm dünyada sayıları yaklaşık 600 milyon olan sokak hayvanlarının durumuna dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla "Dünya Sokak Hayvanları Günü" olarak kutlanıyor.
Dünya genelinde, sokakta yaşayan kedi ve köpeklerin sayısının yaklaşık 600 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. ‘Sokak hayvanı’ terimi, şehirlerde veya başka yerleşim yerlerinde başıboş olarak hayatlarını sürdürmeye çalışan hayvanlar için kullanılıyor. Her yıl 4 Nisan günü de tüm dünyada, yaşamlarını oldukça zor koşullar altında geçirmeye çalışan bu sokak hayvanlarının korunma, barınma ve beslenme gibi ihtiyaçlarına dikkat çekmek amacıyla ‘Dünya Sokak Hayvanları Günü’ olarak kutlanıyor.


Sahipsiz ve yardıma muhtaç hayvanların sağlık ve refahını sağlamak aslında uygar insanın sorumluluğunda olsa da, ne yazık ki Türkiye de dahil pek çok ülkede bilinç ve vicdan yoksunu bazı insanlar sokak hayvanlarının yaşam hakkına saygı göstermiyor.

Sokak hayvanları sadece açlık ya da doğal şartların zorluğuyla değil, insanlar tarafından uygulanan akıl almaz şiddet ve işkenceler yüzünden de hayatlarını kaybediyor. Ancak maalesef bir hayvanın uzuvlarının kesilmesi ya da tecavüze uğraması gibi korkunç durumlar için bile, ülkemizde hala caydırıcı bir cezai yaptırım uygulanmıyor. Hayvanlara vahşice işkenceler yaparak öldürmüş kişilerin aldığı ceza, çok düşük miktarda bir para cezası ödemekten ileri gitmiyor.



BARINAK SORUNSALI

Asıl amacı, sokakta yaşayan hayvanları bir çatı altında toplayarak daha iyi yaşam koşulları sağlamak ve bu hayvanları sahiplendirmek olan barınakların pek çoğu, bu sorumluluğu yerine getirmekten aciz. Pek çok barınakta hayvanlar açlıktan, soğuktan veya bakımsızlıktan ölüyor. Hem devletten hem de binlerce gönüllü insandan maddi destek alan barınaklarda bu tip olayların sıklıkla yaşanıyor olması, insanların kendini ‘tek önemli tür’ olarak benimseyen acınası anlayışını da gözler önüne sermiş oluyor.


“MEDENİ ÜLKELERDE SOKAK HAYVANI OLMAZ”

Özellikle son dönemlerde ‘sokak hayvanlarının toplatılıp uyutulması (öldürülmesi)’ gerektiğini savunan insanlar var. Bu anlamsız argümanı üreten insanlar da, örnek olarak Avrupa ve Amerika’ya bakmak gerektiğini söylüyor. Bu ülkelerde uygulanan hayvan politikaları oldukça kötü. Avrupa ve Amerika’da sokak hayvanları toplatılarak barınaklara konuluyor, burada her hayvana 2 hafta (bu süre barınak ve ülkeye göre değişiklik gösterebiliyor) süre tanınıyor, bu süre sonunda sahiplenilmeyen hayvanlar ise maalesef uyutuluyor. İnsanlık dışı uygulamaları savunmak yerine, Avrupa’dan örnek alınabilecek ‘yerlere çöp atmamak, doğal kaynakları idareli kullanmak, doğaya saygılı olmak’ gibi basit ve ahlaki değerleri benimsemek, yaşam koşullarımızı iyileştirmek adına çok daha sağlıklı bir yaklaşım.


‘SATIN ALMA SAHİPLEN’

Barınaklarda bulunan hayvanların büyük bir çoğunluğunu, sahipleri tarafından sokağa terk edilen hayvanlar oluşturuyor. Türkiye’de her ne kadar yasaklanmış olsa da, pet-shoplardan evcil hayvan satın almak oldukça yaygın. Aileler genellikle çocuklarına karne hediyesi ya da bir başarı karşısında ödül olarak bilinçsizce hayvan satın alıyor ve bir süre sonra bakamadıkları gerekçesiyle bu hayvanları sokağa bırakıyor. Pet-shop sistemi ise, şu anda utançla anılan eski dönemlerdeki köle ticaretine oldukça yakın. Evcil hayvanlar, herhangi bir eşyaymış gibi aylarca küçücük kafeslerde, en büyük ihtiyaçları olan sevgiden tamamen mahrum olarak yaşamaya çalışıyor.


Üstelik başka ülkelerden getirilen cins hayvanlar, oldukça zorlu bir yolculuk geçiriyor ve hatta hayvanların büyük bir çoğunluğu kapalı kutularda saatlerce hatta bazen günlerce süren bu yolculukların sonunda hayatını kaybediyor. Bu nedenle hayvan sahibi olmak isteyenlerin, hem sistemin değişmesine yardımcı olmak hem de hayvanların yaşama hakkına saygı göstermek açısından, özellikle pet-shoplardan değil barınaklardan hayvan sahiplenmeyi tercih etmesi gerekiyor.

YEDİKULE HAYVAN BARINAĞI

Her ne kadar kötü örnekler olsa da, Türkiye’de kendini hayvanları korumaya adamış pek çok insan ve barınak da bulunuyor. Özellikle İstanbul’da Meral Olcay tarafından yönetilen Yedikule Hayvan Barınağı, bir barınağın nasıl olması gerektiği konusunda harika bir örnek.


Burada, binlerce kedi ve köpeğin sağlığı için çalışan veterinerler, temizlikten sorumlu olan bakıcılar ve kendini hayvanlara adamış pek çok gönüllü çalışıyor. Ziyarete açık olan bu barınaktan, gerekli koşullara sahipseniz hayvan sahiplenebiliyorsunuz. Ancak Meral Olcay’ın bu konuda oldukça titiz bir uygulaması var, büyük bir özenle baktığı hayvanları sadece tekrar sokağa bırakılmayacağından emin olursa sahiplendiriyor.

EN İYİ BİREYSEL ÖRNEK: GÖKÇE ERDOĞAN

Sokak hayvanlarına yardımcı olmanın tek yolu elbette barınaklara yönlendirmek değil. Bireysel olarak da, büyük emek harcayıp pek çok hayvanı kurtarmak mümkün. Çorum’da yaşayan Veterinerlik Fakültesi öğrencisi Gökçe Erdoğan da bu konunun en güzel örneklerden biri.


Henüz 21 yaşında olan Gökçe Erdoğan, kör ve felçli hayvanlara ev sahipliği yapmasının yanı sıra, kimsenin pek düşünmediği, şehirden uzak alanlarda yaşayan hayvanlar için büyük mücadele veriyor. Çöplüklerde yaşayan köpeklere düzenli olarak mama götürüyor, buradan kurtarabildiği ve masrafını karşılayabildiği kadar hayvanı kendi imkanlarıyla tedavi ettirip sahiplendiriyor.

NE YAPABİLİRİZ?

Her şeyden önce bu dünyanın sadece biz insanlara ait olmadığını ve tüm canlıların eşit şekilde yaşama hakkı olduğunu kabul etmek gerekiyor. Pek çok canlı türünün evi durumunda olan parklar ya da yeşil alanlar, ‘insanların ihtiyaçları’ için yok ediliyor. Bu nedenle yaşam alanlarını elinden aldığımız hayvanlar için iyi koşullar yaratmak, kesinlikle biz insanların sorumluluğu hatta zorunluluğu olmak durumunda. Üstelik bu koşulları yaratmak oldukça basit. Herkes kendi sokağındaki hayvanlar için, su ve mama bırakır ve kış aylarında koli ya da artık malzemelerle soğuktan koruyacak evler üretirse, bu bile başlangıç için iyi bir adım olacaktır.

Tabii ki en önemlisi, sokak hayvanlarının kimseye zararı olmadığını anlamak ve yaşamsal ihtiyaçları bir yana bırakılırsa, aslında en büyük arzularının sevgi görmek olduğunu farkedip buna göre davranmak…
 
Kaynak ; Gökçe GÜNAÇ
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÇOK OKUNANLAR
0